< ARANAN SİTE BUDUR - Blogcu



Tarih » Bu sitemizi ziyaretinizLEVENT
Saat
Google


Her Mankenin Yabancı Bir İdolü Var..!


Her mankenin yabancı bir idolü var

Başak DEDEOĞLU

Onlardan bazen Yeşilçam filmlerinde oyuncu, bazen yarışma programlarında sunucu, hatta gazetelerde muhabir diye söz ediliyor. Onlar esasen Türkiye'nin en favori mankenleri! Hatta yurtdışındaki kendi favori isimleri kadar başarılı olmak en büyük hayalleri.

MANKENLİK hem ülkemizde hem de dünyada en gözde mesleklerin başında geliyor. Bizim mankenlerimizin de Allah için yabancı meslektaşlarından geri kalır yanları yok artık. Moda sektörü ülkemizde de geliştikçe mankenlerimiz de bu işi daha profesyonelce yapmaya başladılar. Artık kendilerine daha fazla dikkat ediyor, bakımlarını ihmal etmiyor, hemen hemen her taşın altından çıkıyorlar. Peki moda dünyasında top modeller imparatorluklarını ilan ederken bizimkiler onlardan örnek alıyorlar mı? Onların beğendikleri ve beğenmedikleri yönleri neler? Bizim top modellerin favori top modelleri kimler? Buyrun, birlikte bu konuyu mercek altına alalım.

İŞTE SORULAR

Favori top modeliniz kim?

Neden?

Aranızda çok fark var mı?

Size göre artıları?

Size göre eksileri?

Aynı imkanlar sizde olsa onun kadar başarılı olur muydunuz?

Yurdışında mankenlik yapmak ister miydiniz?

Türk mankenleri nasıl buluyorsunuz?

Favorinizle kıyaslanınca yıllık kazancınızın durumu nedir?

Deniz Akkaya

Havası umursamaz

Milla Jovovich

Çok iyi bir manken ve dünyanın en iyi markalarıyla çalışıyor. Mankenlerden oyuncu olmaz denir ama iyi bir oyuncu olduğunu filmlerinde gördük. Rahatlığını, doğallığını ve umursamaz havasını seviyorum. Kendine güveni tam.

Bizi benzetirler aslında. Onun göğsü yok ama ben takviyeyle kapattım bunu. O bana göre daha minyon. Çok da fark yok!

Benden güzel bir yeri yok.

Benim göğüslerim daha güzel.

Başarılı olacağıma inanıyorum.

Yurtdışı hayalim var ama çabam yok. Çünkü mankenlikte başka meslekler gibi geleceğe yönelik plan olmaz. Küçük yaşta yapılır küçük yaşta biter. Aniden karar vermek ve cesaret lazım.

Yabancı mankenlerin de kendilerine göre kaprisleri var. Çok normaldir kapris yapması ama mütevazi olanını da gördüm.

Ben kendi kazancımı söyleyemem. Ama artık eskisi kadar kazanmıyorum. Çünkü eleştiri oklarını üzerime çekmemek ve başka planlarım olduğu için gelen tekliflerin çoğunu kabul etmiyorum.

(Yıllık kazancı bilinmiyor.)

Milla Jovovich

Boy: 1,74

85-60-85

Deniz Akkaya

Boy: 1,78

87-62-90

Ebru Şallı

Ben daha sempatiğim

Helena Christensen

Çünkü podyuma çok hakim bir manken ayrıca çok iyi bir model. Bakışları çok etkileyici. Bebeği olmasına rağmen bu işe devam etmesini takdir ediyorum.

Aramızda büyük bir fark görmüyorum. Zaten çok güzel de bir kadın değil. Yurtdışında Türkiye'deki gibi mankenlerde güzellik o kadar aranmıyor.

Benden daha uzundur o kadar. Onda ne varsa bende de var...

Onun soğuk bir görünüşü var. Ben daha sıcak ve sempatiğim.

Başarılı olacağıma inanıyorum.

Şu anda Türkiye'de belli bir yerdeyim. Yurtdışına gidip sıfırdan başlamak zor. Ama kafama eserse herşeyi bırakıp gidebilirim...

Fiziken hiç bir eksiğimiz olduğuna inanmıyorum. Türkiye'de bu işi hakkıyla yapıyoruz.

Değil bizim, Türkiye'deki en ünlü starın bile kazancı onlarla kıyaslanamaz. Benim sadece hala taksitlerini ödediğim bir evim ve yeni aldığım bir arabam var o kadar.

(Helena'nın serveti 28 milyon mark.)

Ebru Şallı

Boy: 1,75

90-60-90

Helena Christensen

Boy: 1,77

85-59-85

Ebru Destan

İkimizde genciz

Giselle Bündchen

Çok düzgün fiziği ve çok güzel bir yüzü var. Karizmatik bir kadın. Duru güzelliğine rağmen çok havalı duruyor...

Hiç kendimi kıyaslayarak bakmadım ama Allah'a şükür ikimiz de genciz.

Ben ona göre daha kilolu ve yuvarlak hatlıyım. Boyu da benden daha uzun.

Benim dudaklarım ondan daha güzel.

Sağlardım tabii. Orada ki bakım, kıyafetler, fotoğraflar o kadar farklı ki...

Dünya çapında bir model olmaktansa, dünya çapında bir oyuncu olmak isterdim.

Mankenliği profesyonelce yapan arkadaşlarımız var. Sapla samanı karıştırmamalı!

Bu konuda konuşmak istemiyorum. Çünkü yanlış anlamalara sebep oluyor.

(Giselle'in yıllık kazancı 5 milyon dolar.)

Ebru Destan

Boy: 1,77

90-60-90

Giselle Bündchen

Boy: 1,78

85-58-85

Demet Şener

Mazbut bir hayatı var

Cindy Crawford

Çocuğu ve güzel bir aile hayatı var. Hiç bir zaman da Cindy'nin modası geçmedi. Ben de ileride onun gibi olmayı çok isterdim.

Aramızda çok büyük bir uçurum yok. Onun kaslı bir yapısı var.

Benim bir manken olarak şanssızlığım Türkiye'de olmak. Fiziksel olarak da benimkinden daha karakteristik bir yüzü var. Benimki bebek gibi.

Benim göğüslerim daha güzel.

Aynı başarıyı ben de yakalayabilirdim. Onlar çok disiplinliler ve işlerine sahip çıkıyorlar.

Ben 19 yaşındayken teklif gelmişti bana Amerika'dan ve Fransa'dan. Ama ben burada kalıp Türkiye'nin Demet Şener'i olmayı tercih ettim.

Türkiye'de uzun veya ince yapılı pek fazla insan yok. Disiplinli olarak bu işi yapanlar da başarılı oluyorlar zaten.

Türkiye'nin en iyi kazanan mankenlerinden biriyim.

(Cindy'nin serveti 36 milyon dolar .)

Cindy Crawford

Boy: 1,76

85-62-88

Demet Şener

Boy: 1,77

88-60-90

Çok soğuk bir kadın

Aysun Kayacı

Esther Canadas

Hem albenili hem de atletik bir yapısı var. Bu yüzden de çok seksi görünmüyor. Podyumda kendini göstermekten ziyade elbiseyi gösteriyor.

Fiziği benden çok daha iyi. Yoksa boyu o kadar uzun değil.

Bana göre daha atletik bir yapısı var.

O çok soğuk bir kadın. Ben daha çekici olduğumu ve bir erkeğe daha seksi geldiğime inanıyorum...

Daha başarılı olurdum.

İtalya ve Fransa'dan bana bir çok teklif geldi hala da geliyor. İnternetteki resimlerimi görüp beğenmişler. Ama ben erkek arkadaşımın burada olduğundan ve aileme de düşkün olduğumdan kabul etmedim. Çünkü biliyorum ki yurtdışına gitsem, orada kalırım, geri dönmem. Avrupa'daki hayat benim yaşam tarzıma çok uyuyor.

Türk mankenler balıketi ve genelde silikon yaptırıyorlar. 95'lik göğüslerle manken olunmaz! Türkiye'de fazla da modacı olmadığından çok Avrupa standardında olduğunuzda da fazla iş alamıyorsunuz. Ben disiplin açısından tam bir profesyonelim ama gerçekten profesyonel bir manken olsaydım transparan ya da iç çamaşırı giyerdim. Buradaki mankenler başka alanlardan da para kazandıkları için bu işi biraz umursamadan yapıyorlar.

Aldığım paradan bahsetmek bana aykırı geliyor. O yüzden de bir rakam veremem. Ama Türkiye'nin iyi kazanan mankenlerinden biriyim.

(Yıllık kazancı bilinmiyor.)

Esther Canadas

Boy: 1,78

89-60-90

t Aysun Kayacı

Boy: 1,75

88-60-91

Çağla Şike

Onun farkı ten rengi

Naomi Campbell

Kusursuz bir fiziği var ve formunu da yıllardır korumayı başarıyor. Bence çekiciliği özellikle zencilere has ten renginden ve genetik özelliklerinden kaynaklanıyor.

Açıkçası aramızda çok büyük bir fark görmüyorum. Ben de tıpkı Naomi gibi zayıfım ve esmer tenliyim. Ancak zenci bayanların bizlere göre en büyük avantajı, çıkık kalçalara ve dar bir iskelet yapısına sahip olmaları. Biz Türk bayanları ne kadar uğraşsak da yapımız nedeniyle o kadar zayıf olamıyoruz.

Vücudunun bana oranla çok daha ince olması. Gerçi Türkiye'de o kadar ince makbul değil çünkü bizim kalıplarımız Türk kadınının standartlarına göre üretiliyor.

Benim yüzüm Naomi Campbell’den daha güzel. Bana göre Naomi'nin yüzü o kadar da güzel değil.

Elimden geleni yapardım ve başarılı olacağıma da inanıyorum.

Ben zaten yurtdışıyla bağlantılı defilelerde, fuarlarda Türkiye’den istenen isimlerden biriyim. Yabancı ajanslarla, modacılarla çalışma imkanı buluyorum.

Türkiye'deki 10, 15 manken hem fiziksel hem de profesyonellik açısından yabancı mankenlerden daha fazla kapasiteye sahip diyebilirim. Mankenliğin dezavantajı, Türkiye'de çok fazla dejenere edilmiş bir meslek olması.

Ben kendi adıma parasal konularda konuşmaktan hoşlanmıyorum!

(Naomi Campbell’in serveti 39 milyon dolar.)

Naomi Campbell

Boy: 1,76

85-57-85

Çağla Şikel

Boy: 1,80

87-65-90

TÜRK TİYATROSU!!

TÜRK TİYATROSU

Türk tiyatrosu Anadolu uygarlığını oluşturan çeşitli toplumların, Anadolu'ya göç eden
Türklerin atalarının ve İslâm dünyasının kültürel birikimine dayanan, hem Doğu hem de
Batı kaynaklı etkileri içeren bir seyirlik geleneği üstün de gelişmiştir.



BATILI ANLAMDA TÜRK TİYATROSU

Türk halkı Batı modelinde tiyatroyla azınlıkların sunduğu tiyatro gösterileri yoluyla bir
ölçüde tanışıyordu. Osmanlı sarayı ise yabancı toplulukların gösterilerine büyük önem
vermiştir, Batı tiyatrosunu Türk halkından daha önce benimsemiştir.
Batı tiyatrosunun Türk kültürüne tam anlamıyla aktarılması Tanzimat'ta oluşmuştur. Batı
tiyatrosunun, 1839 Tanzimat Fermanı'nın öngördüğü ilkeler doğrultusunda Batıya
yönelen Osmanlı toplumuna girişi, geleneksel Türk tiyatrosuna bir yandan bir çok
olumlu katkıda bulunurken, bir yandan da onun çağdaş doğrultuda gelişmesini
engellemiştir. Batı modeli tiyatronun benimsenmesiyle Türk tiyatrosuna yeni bir yöneliş
içine girmiştir. Her şeyden önce tiyatro da yazılı metne geçilmiş, yabancı yazarlardan
yapılan çeviri ve uyarlamalar yanında Türk yazarları da oyun yazmaya başlamışlar,
böylece Batıya oranla çok geç de olsa bir dram geleneği başlamıştır. Batı modelinde
tiyatronun Türkiye'ye gelmesi sonucunda çerçeve sahneli yeni tiyatro yapıları kurulmuş,
topluluklar bu tiyatrolarda düzenli olarak oyun sergilemeye başlamışlardır. Böylece
tiyatroyu kurumsallaştırma yönünde önemli bir adım atılmıştır. Batı tiyatrosu modelini
benimseyen Türk tiyatrosunun gelişimi çok genel bir yaklaşımla iki aşamada
incelenebilir.
Tanzimat Fermanı'nın ilanıyla, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması arasında (1839- 1923)
yer alan hazırlık aşaması ve Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze uzanan gelişme
aşaması.

1839- 1923 DÖNEMİ

Çağdaş Türk tiyatrosuna ilk öneli adım 1860'ta yapılan Gedikpaşa Tiyatrosu'yla atılmıştır.
1861'de bu tiyatroyu kiralayan Güllü Agop, 1868'de Osmanlı Tiyatrosu adlı bir topluluk
kurarak Türk yazarlarına ve Türkçe oyunlara yöneldi. 1870'te Sadrazam Ali Paşa'nın
İstanbul'un çeşitli bölgelerinde Türkçe oyunlar sergileyen tiyatrolar kurması koşuluyla
kendisine sağladığı destekle, Türkçe oyunlar oynama imtiyazını 10 yıl elinde tutan Güllü
Agop'un topluluğunda Ermeni oyuncular yanında Müslüman Türk oyuncularda yetişti. Bu
oyuncular içinde en ünlüsü Ahmed Fehim'dir. Osmanlı Tiyatrosu'nda Namık Kemal,
Ahmed Mithat Efendi, Abdülhak Hamid, Recaizade Mahmut Ekrem gibi ünlü şair ve
yazarların yapıtları, Ahmed Vefik Paşa'nın usta işi Moliere uyarlamaları, özellikle ünlü
Fransız melodram, güldürü ve vodvillerinin çevirileri, kantolar, müzikli oyunlar ve
operetler sahnelendi. Güllü Agop'un Osmanlı Tiyatrosuna yön verdiği 15 yılın en önemli
sonuçlarından biri de izleyicinin tiyatroya alışması oldu. Bu arada padişahlarda tiyatroya
büyük ilgi gösteriyordu. Abdülmecid 1858'de Dolmabahçe sarayının yakınında bir saray
tiyatrosu, tiyatroya baskı ve sansür koymasıyla ünlü Abdülhamid de 1889'da Yıldız
Sarayı'nın bahçesinde yabancı tiyatro ve opera oyunlarının sahnelendiği bir tiyatro
salonu yaptırdı.
Türkiye'de Batılı anlamda tiyatronun kuramsallaşması ve Türkçe oyun sergilenmesi
yolunda Ermeni sanatçıların katkısı, melodrama ağırlık veren Mardiros Mınakyan ve
Ahmed Vefik Paşa'nın Moliere uyarlamalarına ağırlık veren Tomas Fasulyeciyan'ın
katkılarıyla sürdü. Bu dönemde halk tiyatrosu sanatçılarının tuluat adı verilen yeni tür bir
tiyatro geliştirdiği görüldü. Batı tiyatrosunun konukları ve tipleriyle geleneksel tiyatronun
tiplerini ve oyunculuk biçimini birleştiren ve doğaçlamaya dayanan tuluat, bir anlamda
ortaoyunun sahne üstüne çıkarılmış biçimiydi. Ortaoyunu ustalarından Kavuklu
Hamdi'nin önderliğinde 1875'te ortaya çıkan bu tür, Cumhuriyet'in ilk yıllarına değin
yaygın bir biçimde yaşadı. Ayrılmaz öğesi olan kantoyla birlikte İstanbul'un Şehzadebaşı
semtinde ramazan ayında şenlenen Direklerarası'nın başlıca gösterilerinden biri olmayı
sürdürdü. Türk oyuncuların eğitimi için bir konservatuvar ve yerel yönetimce parasal
açıdan desteklenen bir uygulama sahnesi oluşturulması yolunda ilk adım ise 1914'te
Darülbedayi'nin kurulmasıyla atıldı; ilk Türk-Müslüman kadın sanatçı olan Afife Jale'de
sahneye ilk kez 1920'de Darülbedayi'de çıktı. Tiyatroda Batı modelinin benimsendiği
hazırlık aşaması döneminde oyun yazarlığında patlak bir atılım görülmedi. Yazarlar,
daha önce hiç denemedikleri bir türde kalem oynatırken ister istemez Batılı ustalara
öykündüler. Türk yazarları en çok etkileyen yabancı kaynaklar Victor Hugo'nun
,Shakespeare'nin, Moliere'nin oyunlarıyla yabancı melodramlar oldu. Bu bakımdan Türk
dram sanatının İbrahim Şinasi'nin yazdığı ve ilk özgün Türk oyunu olan Şair
Evlenmesi'yle (1860) başladığı kabul edilir. Bu oyunu, özellikle romantik yurtsever
duygularıyla yüklü oyunlar izledi. Bu yapıtlar içinde en ünlüsü Namık Kemal'in Vatan
Yahut Silistresi'ydi (1873). Meşrutiyet'ten sonra da özgürlük konusunu işleyen romantik
tarihsel oyunlar ağırlık kazandı. 1839- 1923 dönemi içinde yazılan oyunlar genel olarak
komediler, tarihsel dramlar, romantik dramlar, orta sınıf trajedileri ve melodramlardı.
Bu dönemde yazılmış yüzlerce oyundan günümüzde de oynanabilir olanların sayısı çok
azdır. Bu tür oyunların başında Ahmed Vefik Paşa'nın Moliere'den yaptığı uyarlamalarla
oyun yazarlığını Cumhuriyet döneminde de sürdüren Musaphizade Celal'in Batı'nın töre
komedisi geleniği içinde Osmanlı toplumunu eleştirdiği oyunlar gelir.



1923'TEN GÜNÜMÜZE

Cumhuriyet döneminde tiyatroda Batı modelini benimseyen Türkiye, gerek tiyatronun
kurumsallaşması, gerekse oyun yazarlığının gelişmesi bakımından önemli atılımlara
sahne oldu.

Tiyatroyu Türkiye'de çağdaş bir sanat alanına dönüştürme yolunda ilk büyük katkı ünlü
tiyatro ve sinema adamı Muhsin Ertuğrul'dan geldi. 1927'de, Darülbedayi'nin başına
geçen Ertuğrul, yerli yazarları yüreklendirmesiyle, izleyiciye sunduğu çağdaş çeviri
oyunlarla, sahneleme, oyunculuk ve dekor kullanımında güncel anlayışı yerleştirmesiyle,
yetişmelerine katkıda bulunduğu kadın ve erkek oyuncularla bugünkü Türk tiyatrosunun
temellerini attı.
Eğitim görmüş tiyatrocuların yetişmesinde büyük hizmet vermiş olan Ankara Devlet
Konservatuvarı ise, Musiki ve Temsil Akademisi'nin bir bölümü olarak açıldı. Burada, ilk
mezunların çıktığı 1941'de Tatbikat sahnesi oluşturuldu. Bu hazırlık aşamalarından
sonra da 1949'da Devlet Tiyatroları resmen kuruldu.

1950'den sonra tiyatro kuramlarının gelişmesi bakımından önemli atılımlar
gerçekleştirilmeye başlandı. Tiyatronun yaygınlaştırılması yolunda devlet eliyle
sürdürülen çabalar sonucunda Devlet Tiyatroları, Ankara,İstanbul, İzmir, Bursa, Adana,
Trabzon ve Diyarbakır gibi kentlerde perdelerini açarak ve turneler düzenleyerek
Türkiye'nin her yanında izleyiciye ulaşır hale geldi. Yetmiş yılı aşan tarihi boyunca çeşitli
iniş çıkışlar yapan İstanbul Şehir Tiyatroları da çeşitli semtlerde beş sahneye sahip
oldu. Türk tiyatrosunun gelişmesinde her zaman önemli rol oynamış olan özel
tiyatroların sayısında 1960'larda büyük bir artış görüldü. Etkinliklerini 1960'lardan bu
yana sürdüren özel topluluklar arasında Kent Oyuncuları, Ankara Sanat Tiyatrosu,
Dormen Tiyatrosu ve Dostlar Tiyatrosu sayılabilir. Oyunculuk ve sahneleme açısından
Batı modelini izleyen ödenekli ve özel tiyatrolar yanında, ortaoyunu ve tuluat
tiyatrosunun oyunculuk tarzını sürdüren özel topluluklar da oldu. 1970'lerin ortalarında
pek çok özel tiyatro kapandı, yeni açılanların bir bölümü de başarılı olamadı. 1980'lerin
ortalarından bu yana İstanbul'daki özel tiyatrolar yeniden bir canlanma dönemine
girdiler.
Türk oyun yazarlığı, Cumhuriyet döneminde Batı modelini uygulayan tiyatronun
kurumsallaşması yolunda yapılan atılıma koşut olarak gelişme gösterdi. Gerçekçi
Avrupa tiyatrosundan büyük ölçüde etkilenen Türk yazarları, gerçekçi doğrultuda
yazdıkları oyunlarda öncelikle, Osmanlı toplumundan modern Türk toplumuna geçilirken
yaşanan sancıları dile getirdiler. Bu geçiş dönemini yansıtmakta en başarılı olmuş
yapıtlar Reşat Nuri Güntekin'in Yaprak Dökümü (1930) ve Ahmet Kutsi Tecer'in
Köşebaşı'sı (1984) idi. Çok üretken bir yazar olan Cevat Fehmi Başkut ise toplumsal
eleştirel yaklaşımını çoğunlukla güldürü çerçevesi içine yerleştirdi.
Türk oyun yazarlığında Cumhuriyetin ilk 30 yılında ağırlık kazanan eleştirel gerçekçi
yaklaşım etkisini günümüze değin sürdürdü. 1950'lerden çok partili döneme
geçildiğinde devlet yönetimine ilişkin siyasal sorunlarda tiyatro sahnesinde gündeme
getirildi. Aynı zamanda, toplumsal sorunları yansıtma aşamasından, bu sorunların
kaynak ve nedenlerini irdeleme aşamasına geçildi. Bu dönemde Türk tiyatrosu yeni
yazarlar kazandı. Aziz Nesin ve Haldun Taner bildik gerçekçi dram kalıplarını zorlayarak
yeni biçim denemelerine giriştiler.
1960'lar Türk tiyatro edebiyatı içinde parlak bir dönem oldu. Siyasal, ekonomik, kültürel
açılardan önemli bir bilinçlenme aşamasının yaşandığı bu dönemde tiyatro, işçi ve köylü
kesiminin sorunlarına eğildi. Bir yandan, orta sınıftan ailelerin yaşadığı toplumsal ve
ekonomik sorunları irdeleyen gerçekçi oyunlar yazılırken, köy ve gecekondu ortamı da
yaşama ve giyinme biçimi ve dil özellikleriyle sahneye getirildi.
Bu dönemin en yaygın türlerinden biri de konularını Osmanlı tarihinden, halk
kahramanlarının yaşamlarından ve mitolojiden alan, şiir diliyle yazılmış oyunlardır.
Güngör Dilmen, Orhan Asena, Turan Oflazoğlu, Necati Cumalı bu doğrultuda yapıtlar
verdiler. 1960'ların sonlarına doğru siyasal içerikli belgesel oyunlarda yazılmaya
başlandı. Sermet Çağan'ın, Brecht'in epik tiyatro yöntemini doğrudan uyguladığı Ayak
Bacak Fabrikası (1964), bu dönemde toplumcu gerçekçi yaklaşımın bir örneği oldu.
Türk oyun yazarlığına öz ve biçim açısından kişiliğini kazandırma yolunda önemli bir
katkı 1960'larda Haldun Taner'den geldi. Ahmet Kutsi Tecer'in 1940'larda geleneksel
Türk tiyatrosunun gevşek dokulu oyun yapısını ve göstermeci anlatımını kullanarak
yazdığı Köşebaşı oyununun ardından, 1950'lerde ve 1960'ların başlarında göstermeci
anlatımı kullanma ve tiyatroda açık biçim anlayışını benimseme yolunda oyun
denemeleri yazmış olan Taner, 1964'te Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu tarafından
sahnelenen Keşanlı Ali Destanı'yla geleneksel Türk tiyatrosunun belirleyici özelliklerini
çağdaş anlamda toplumsal siyasal bir içerikle birleştiren yeni bir yerli türün, yerli epik
müzikalin yaratıcısı oldu.
1970'lerde pek çok topluluk ağırlıkla politik tiyatro üstünde durdu. Bu dönemde sık sık
yerli ve yabancı siyasal-belgesel oyunlar sahnelendi; bir yandan da gerçekçi köy
oyunları, tarihsel oyunlar, geleneksel Türk tiyatrosunun özelliklerine dayalı müzikli
oyunlar, kabare oyunları, epik oyunlar yazıldı. Ülkede yaşanan toplumsal siyasal
çalkantılardan tiyatronun da olumsuz bir pay aldığı bu dönemin en başarılı oyunlar,
geleneksel Türk tiyatrosunun anlatım biçimlerini kullanmayı sürdüren Turgut
Özakman'ın aynı biçemi benimseyen Oktay Arayıcı'nın ve Asiye Nasıl Kurtulur? Oyunuyla
üne, gene epik türde yazdığı toplumcu gerçekçi oyunlarla pekiştiren Vasıf Öngören'in
ürünleridir.
1980'lerde ise oyun yazarlığı nicelik ve nitelik açısından bir durgunluk yaşadı. Bu
dönemde Refik Erduran, Orhan Asena, Turan Oflazoğlu, Necati Cumalı, Melih Cevdet
Anday, Turgut Özakman, Sabahattin Kudret Aksal, Recep Bilginer, Güngör Dilmen,
Başar Sabuncu, Dinçer Sümer gibi 1950'lerden yada 1960'lardan bu yana oyun yazmayı
sürdüren yazarlar dışında, 1970'lerde yazmaya başlayan Bilgesu Erenus ve Tuncer
Cücenoğlu'nun, yapıtlarıyla 1980'lerde gündeme gelen Murathan Mungan, Ülkü Ayvaz,
Ferhan Şensoy ve Mehmet Baydur gibi yeni yazarların oyunları sergilendi.


GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU

Geleneksel Türk tiyatrosu seyirlik, köy oyunları ve halk tiyatrosu geleneğini içerecek bir
biçimde, hem sözsüz, hem de söze dayanan dramatik nitelikli oyunlar için
kullanılmaktadır. Seyirlik köy oyunları eski Ön Asya uygarlıklarının bolluk törenleri ile
Anadolu'ya göç etmiş Türklerin atalarının kültüründe yer alan şaman törenlerinin
birleşiminden oluşmuştur. Seyirlik köy oyunlarının yanında, gene şaman kültüründen
izler taşıyan köy kuklası'da bugün varlığını sürdürmektedir. Şii kültürünün ürünü olan
taziye geleneğinin izleri de kırsal kesimde muharrem törenlerinde anlatı düzeyinde
görülür.
Daha çok kentsel kesimde gelişmiş olan halk tiyatrosu geleneği içinde söze dayalı
türlerin başında meddah, kukla, Karagöz ve Ortaoyunu yer almaktadır. Doğu kökenli çok
eski tür olan Türk kuklası Avrupa kukla sanatının etkisi altında da kalarak gelişimini 19.
yüzyılın sonuna değin sürdürmüştür.
Geleneksel Türk tiyatrosunun gerek kırsal, gerekse kentsel kesimde görülen türlerinin
ortak özelliklerinin başında, yazılı bir metne değil doğaçlamaya dayanması
ve belirli bir tiyatro yapısı ya da sahne gerektirmesi gelir. Şarkı, dans, söz
oyunları ve taklit

geleneksel Türk tiyatrosunun vazgeçilmez öğeleridir. Geleneksel Türk tiyatrosu, 19.
yüzyılın gerçekçi benzetmeci Avrupa tiyatrosunda yansıyan "kapalı biçim" anlayışının
tam tersine, "açık biçim" özellikleri gösterir. Geleneksel Türk tiyatrosunun temel öğesi
güldürüdür. Geleneksel Türk tiyatrosunda oyun kişilikleri tip düzeyindedir, karakter
boyutuna ulaşmaz. Bu tiyatronun bir başka özelliği de sürekli bir sergileme düzenine
bağlı olmayıp bayram, düğün, sünnet vb. çeşitli toplumsal olaylar içinde yer almasıdır.
Meddahlık Türklerde Orta Asya'dan bu yana var olan hikaye anlatma geleneğinin İslam
kültüründeki benzer gelenekle birleşmesiyle gelişmiş, son biçimini 16. yüzyılda
kahvehanelerin açılmasıyla almıştır. Türk halk tiyatrosu geleneğinin en önemli ürünleri
olan Karagöz ve ortaoyunu ise özellikle büyük kentlerde yaygınlaşmıştır. Karagöz
yüzyıllar boyunca Osmanlı Devleti'nin egemenliği altında kalan Avrupa topraklarında da
etkili bir tür olarak var olmuştur. Bugün kullanılan adıyla kayıtlara ilk kez 1834'te geçmiş
olan Ortaoyunu, halk tiyatrosunun en gelişmiş türüdür. Karagöz, kukla, meddah
oyunlarıyla başka yerli seyirlik öğelerin bir bileşimi sayılabilecek ortaoyununun daha
önceki yüzyıllarda da kol oyunu, meydan oyunu, taklit oyunu, yeni dünya oyunu gibi
adlar altında var olduğu bilinir. Ortaoyunu ile Rönesans dönemi İtalyan halk tiyatrosu
commedia del'arte arasındaki hem adlarına, hem de yapılarına ilişkin benzerlik ise
bütün araştırmacılarca kabul edilmektedir. 19. yüzyılın sonlarıyla 20. yüzyılın başlarında
altın çağını yaşayan ortaoyunu, Tanzimat'ta benimsenmeye başlayan Batı modelindeki
tiyatro ile uzun süre yarışmış, Cumhuriyet'ten sonraysa öbür geleneksel türlerle birlikte
silinmeye yüz tutmuştur.

NAOMİ SERBEST.!

 Naomi, serbest!

Bir kadına fiziki saldırıda bulunduğu iddiasıyla gözaltına alınan ünlü İngiliz manken Naomi Campbell serbest bırakıldı.

Campbell'in sözcüsü, olayla ilgili açıklamasında, bir yanlış anlamanın söz konusu olduğunu belirtirken, İngiliz Press Association, mankenin henüz bir şeyle suçlanmadığını, ancak ay sonunda tekrar karakola gideceğini belirtti.
The Sun gazetesindeki bir haberde ise mankenin bir kadının yüzünü tırnakladığı için gözaltına alındığı kaydedildi.

Ralph Lauren, Versace ve Dolce & Gabbana gibi çok büyük moda evleriyle çalışan 36 yaşındaki mankenin, bir kadına fiziki saldırıda bulunduğu yönündeki iddia üzerine, dün dedektifler tarafından Londra'nın merkezindeki bir polis karakolunda sorguya çekildiği belirtilmişti.

Konuyla ilgili açıklamada bulunan bir polis sözcüsü, İngiliz polis teşkilatının politikası gereği, isim vermeden 36 yaşındaki bir kadının saldırı iddiasıyla gözaltına alındığını söylemekle yetinmişti.

Kürtaj Yaşı 14

Kürtaj Yaşı 14
Yapılan araştırmalar Türkiye'de gençlerin cinsellik açısından sınıfta kaldığını ortaya koyuyor. İşte TNS Piar'ın araştırması...


SABAH'ın TNS Piar'a yaptırdığı araştırmaya göre gençlerin ideali ilk flörtleri ile evlenmek. Cinsellikle tanışma yaşı kızlarda 18.5, erkeklerde 17.5. Flört yaşı 15-16'da başlıyor. Kızlar ilk 17, erkekler ise 16 yaşında öpüşüyor. En kısa flört dönemi kızlarda 3, erkeklerde 2 ay...

İLK FLÖRTÜNÜZLE Mİ EVLENMEK İSTERSİNİZ
EVET - HAYIR
Kızlar: 74.6 25.4
Erkekler: 74.7 25.3

Cinsellik kızda 18.5 erkekte 17.5 yaşında

Gençler cinsellik ve evlilik konusunda geleneksel düşünseler de birlikte yaşamaya da sıcak bakıyor. İdealleri ise ilk flörtleri ile evlenmek. Gençlerin yüzde 43'ü de evlilik öncesi birlikte yaşama fikrine sıcak bakıyor.

Gençler ilişkiler konusunda romantikler. Büyük çoğunluğu ilk flörtleri ve ilk cinsel deneyim yaşadıkları kişiyle evlenmek istiyor. Buna karşın yüzde 43'ü de evlenmeden önce birbirini tanımak için birlikte yaşamanın akıllıca olduğu görüşünde. Gençlerin cinsellikle tanışma yaşı erkeklerde 17.5 kızlarda 18.5. Ancak kızlar ve 18 yaş altındaki erkekler cinsellik deneyimlerini genelde arkadaşlarından saklıyor. Gençlerin yüzde 57.3'ü cinsel deneyimleri konusunda arkadaşlarının haberdar olmadığını söylüyor. Gençlerin yüzde 75'i evlenecekleri kişinin ilk sevdikleri kişi veya ilk flörtü olmasını istiyor. Benzer bir oran evlenecekleri kişinin ilk cinsel deneyim yaşayacakları kişi olması konusunda da geçerli. Burada da oran yüzde
76.

İLK ÖPÜŞME YAŞI KIZLARDA 17
İlk öpüşme yaşı kızlar için ortalama 17, erkekler için 16. 18 yaş altındaki genç kızların yüzde 76'sı bugüne kadar hiç öpüşmemiş. Bu oran aynı yaş grubundaki erkeklerde yüzde 60. 18 yaş üstü genç kızların yarısından fazlası ve erkeklerin yaklaşık 3'te biri öpüşmemiş. Ancak kızlar ve 18 yaş altı erkekler cinsellik deneyimlerini arkadaşlarından saklıyor. Araştırma özellikle genç kızların cinsel deneyimlerini sakladıkları gösteriyor. Çünkü aşk, flört gibi beyanlarda kızlarla erkeklerin beyanları birbiri ile
orantılı iken ilişkinin boyutu büyüdükçe beyanlarda da farklılık artıyor. Gençler ilk sevdikleri ile evlenmek isteseler de, yıllar süren ilişkiler yaşamıyorlar. 18 yaşın altındaki gençlerin büyük çoğunluğunun en uzun ilişki süresi en fazla 1 yıl. Daha büyüklerinin ise 1 senenin üzerinde sürmüş. En kısa flört dönemi kızlarda ortalama 3 ay, erkeklerde ise ortalama 2 ay.

FLÖRT YAŞI 15-16
Flört yaşı 15-16'dan başlasada çoğunun ilk flörtü 18 yaş sonrasında yaşıyor. Gençlerin yaklaşık 4'te biri aşklarını platonik yaşıyor. Yüzde 40'ının 18 yaş öncesinde hiç flörtü olmamış. Flört kızlarda 16, erkeklerde 15 yaşında başlıyor. Yüzde 70'i, 18 yaşına girmeden en az bir kez aşık olmuş. 18 yaşından küçük gençlerin 3'te birinden fazlasının hali hazırda flörtü var. Genç kuşak cinsellik konusunda bilgisiz. 18 yaş altındaki genç kızların 3'te biri, erkeklerin ise 5'te biri cinsellik konusunda hiç bilgili değilim diyor. Bu sonuç okullarda cinsellik eğitiminin gerekliliğini bir kez daha ortaya çıkarıyor. Doğum kontrol yöntemleri konusunda ise gençler ancak 18 yaşından sonra bilgi edinmeye başlıyor. 18 yaş altındaki genç kızların yaklaşık üçte biri, erkeklerin ise yaklaşık


4'te biri herhangi bir doğum kontrol yöntemini bilmiyor. Prezervatif ve doğum kontrol hapı ise en çok tanınan doğum kontrol yöntemleri.

KÜRTAJDA KARARSIZLAR
Gençlerin porno film izleme oranları oldukça yüksek. Erkeklerin 4'te üçünden fazlası porno film izlemiş. Bu oran kızlarda yüzde 35. 'ler düzeyinde. Gençlerin, bazıları pek fazla mutlu evlilik kalmadığını düşünmekte, siz bu görüşe ne derece katılıyorsunuz? sorusuna verdikleri cevaplardan özellikle 18 yaş üstü genç kızların evlilik kurumunu sorguladıkları ortaya çıkıyor. Gençlerin yaklaşık 4'te biri bu konuda emin olmadıklarını söylüyor.Ancak evlenmek ister misiniz? diye sorulduğunda, kızların yüzde 76'sı ve erkeklerin yüzde 68'i evet diyor. Gençlerin hemen tümü görücü usulü evliliğe ve başlık parasına karşı. Kızların 5'te biri ve erkeklerin 4'te biri çocuk sahibi olmak istemiyor. Bu sonuç gençliğin yüzde 25-30'lar mertebesindeki bir kesiminin evlilik ve aile kavramlarına uzak olduğunu gösteriyor. Gençlerin yüzde 18'i, istemedikleri çocukları her koşulda aldırabilmeleri gerektiğine inanıyor. Yüzde 19'luk kesimin bu konuda netleşmiş fikri yok. Gerisi sağlık, dini nedenlerle kürtaja karşı. Evlenilecek kişi konusunda ailenin onayını arıyorlar. Evlilik yaşı iki cins için ortalama 19.

Maalesef gençlerde kürtaj 14-15 yaşına düştü

Ferti-jin Kadın Sağlığı Merkezi Direktörü Opr. Dr. Seval Taşdemir
ÖZELLİKLE genç kızlar yaşadıkları cinsel deneyimleri saklıyorlar ve cinsel problemlerini kendi kendilerine çözmeye çalışıyorlar. Doğum kontrolü hakkında maalesef bilinçli değil. Genelde ertesi gün hapı yada prezervatif kullanıyorlar. Çok acı ama kürtaj yaşı 14- 15. Yüksek gelir grubunda ve düşük eğitimlilerde genellikle istenmeyen gebelikler söz konusu. Daha alt sosyo ekonomik grupta bekaret muayenesi, adet düzensizliği, aşırı tüylenme gibi jinekolojik nedenlerle başvurularla karşılaşıyoruz. Bekaret kontrolü ve kızlık zarı tamiri için talep genellikle düşük sosyoekonomik ve orta gelir grubundan geliyor. Yüksek gelir grubundakilerde talep her geçen gün azalıyor. 18 yaş altı adli vakalarda mutlaka ilgili mercilere bildiriyoruz. 18 yaş üstü içinse psikolojik yardım, kürtaj ve bekaret tamirinin hiçbir şeyin çözümü olmadığı, kürtajın bir korunma yöntemi olmadığı ve kadın üreme sistemine zarar verdiği konusunda bilgi veriyoruz
.

Cinsellik eğitimi okulda verilmeli

İLK flörtüm, ilk el ele tutuşmam ve öpüşmem 17 yaşında oldu. İlk flörtümle evlenmeyi düşündüm. Annelik duygusunu tatmak için çocuk doğurmayı isterim. Kürtaja gelince birçok doğum kontrol yöntemi var, istemiyorsan önlemini alabilirsin. Çünkü kürtaj hiç hoş bir şey değil. Önce korunmayı öğrenmek gerekiyor. Okullarda cinsellik eğitimi verilmeli. Çünkü cinsellik bir tabu ve aileler arasında da rahat konuşulmuyor. doğanın bir kanunu olduğuna göre bilgilendirme şart. Bu açıdan okullarda cinsellik, doğum kontrol yöntemleri konusunda gençlerin bilgilendirilmesi gerek. Birlikte yaşamaya karşıyım Evlilikte ailemin onayı önemli. Evlilikte aşk ve mantık ikisi de olmalı.


Bekâret hâlâ önemli
EVREN ÇIRPAN ÖĞRENCİ (22)
EVREN Çırpan 22 yaşında üniversite öğrencisi. Kısa süreli ilişkiler yaşadığını anlatan Çırpan, cinseellik için evlenene kadar beklemeyi istiyor. Çırpan, Ben bekleyeceğim için evleneceğim benden önce cinsel deneyimi olmasını istemem diye konuşuyor.


Cinsellik için daha genciz
ZEYNEP ÜLKE ÖĞRENCİ (17)
ZEYNEP Ülke 17, Selin İba 16 yaşında. İkisi de lise öğrencisi. Cinsellik için yaşlarının erken olduğunu düşünüyorlar. Ülke, Belli bir noktaya kadar yaşanabilir ama birleşme için erken derken İba, Cinselliği yaşamak için en az 20 yaşına gelinmeli diyor. ızlar cinselliği yaşıyor bakireliğini koruyor

MEHMET ASLAN OYUNCU (24 YAŞINDA)
İLK flörtümü 15 yaşımda yaşadım ve yine ilk kez o yaşlarda öpüştüm. Benim ilişkilerim çok uzun sürmedi. Bir tek ilk aşkım 4 yıl sürdü. Yaş ilerledikçe daha seçici olmaya çalışıyorsun, önceliği dış görünüşten çok iç güzellik alıyor ve daha zor aşık oluyorsun. Çiftler evlenmeden önce mutlaka aynı evde yaşamalı. Çünkü bir insanla 4 sene birlikte olabilirsin ancak onu anca aynı evi paylaşmaya başladıktan sonra tam anlamıyla tanırsın. Dünya genelinde kızlarda bekaretin bozulma yaşı UNİCEF verilerine göre 12, ve bu kızlar ne yazık ki cinselliği kendi rızaları dışında yaşıyorlar. Buna zorla, geleneksel evlendirmeler de dahil. Bence ileriki yaşlarda bu ciddi problemlere yol açabilir. Kızlar ileriye yönelik pişmanlık hissediyorlar. Bu durum dejenerasyona da yol açıyor bence. Her şey yaşında yaşanmalı. Bence bakire bir kız demek, hiç öpüşmemiş de bir kız demek. Yani eline erkek eli değmemiş demek. Artık sahte bakireler var. Günümüzde bir çok kız bir çok anlamda cinselliği yaşıyor ancak bir tek bekaretini koruyor. Bakire olmanın da bir anlamı kalmıyor o zaman. Genç kızlarda kompleks var. Yaşlarından büyük görünmek gibi bir çabaları var. Yani makyaja yönelmelerinin de nedenini buna bağlıyorum. Bence bir kadın ne kadar sade ve doğal olursa o kadar çekicidir bence. Toplumda bir dejenerasyon var. Kküçük yaşta kürtaj oranının artmasını da buna bağlıyorum.

SABAH /Pervin KAPLAN


22.10.2006 12:41:00

Cinsel Gücü Artırmanın Yolları!

Cinsel Gücü Artırmanın Yolları!
Yazar Arif Pamuk'un yeni basılıp kitapcılarda satılmaya başlanan " Şifalı Bilgiler Ansiklopedisi" nde " penise amber sürmek" bakın neler yaptırıyormuş?


Gazeteci Dursun Boran, milli ve dini yayınlar hazırlayıp satan Arif Pamuk'un, yeni eserini yazdı. İşte o yazı:

 

SAĞLIKLI HAYAT KLAVUZU VE ŞİFALI BİTKİLER ANSİKLOPEDİSİ. CİNSEL GÜCÜ ARTIRMANIN YOLLARI.

Yazar Arif Pamuk’un hazırladığı yeni basılan ansiklopedisinde Yanıktan, Yüksek tansiyona, Yüz güzelleştirmeden Kalp hastalığının tedavisine kadar pek çok hastalığın şifası ve sebepleri anlatılıyor.

İstanbul Laleli Kitapcılar Çarşısı’nda ki; Pamuk Yayıncılık sahibi yazar Arif Pamuk’un büyük zahmet ve emeğin karşılı olan “ Şifalı Bitkiler Ansiklopedisi” 3 ay evvel basıldı.
783 sayfalık ansiklopedi asırlardır tatbik edilmiş, İBNİ SİNA’dan alıntılarla hazırlanmış.
Yazar Arif Pamuk, bu eser için senelerce çalışmış, gözlerini kaybetmiş.
Şimdi kalın camlı gözlüklerle dolaşıyor.
Ansiklopedi de cinsel güç yetersizliğinden, uykusuzluğa kadar bütün hastalıkların sebepleri, belirtileri, bitkilerle tedavi şekli, hastalıklardan korunma yolları tek tek anlatılıyor.
“ Hiç bir hastalık yoktur ki devası yaratılmasın” hadisinden hareket ederek hazırlanan kitap da bakın hangi hastalık için ne tavsiye ediliyor:


GÖZ HASTALIKLARI İÇİN: Rezene, sedef çiçeği, andız kökü

HAVA KİRLİLİĞİ İÇİN: Soğan yenmeli

CİLT HASTALIKLARINDA: Şahtere ıhlamur gibi demlenerek, günde 3-4 bardak içilir.


CİNSEL GÜÇSÜZLÜK: Keten tohumu, karabiber ve bal, macun haline getirilip yemeklerden sonra bir kaşık yutulmalı.
Bu macun şehveti tahrik eder. Ayrıca 10 gr. Isırgan tohumu, mikserde çekilerek bir çay bardağı üzüm pekmezine karıştırılıp içilir. Yine soğan, et ile pişirilerek yenilebilir. Çörekotu yağı, zeytinyağı ve günlük ile içilirse, cinsel güçsüzlük kaybolur.


GAZ GİDERİCİ: Anason kaynatılıp bardak bardak içilir.

SAÇ DÖKÜLMESİ: Soğan suyu ile saç dökülen yerlere masaj yapılır.

STRES ÇARPINTI: Akik yüzük taşı taşımak çarpıntı ve sıkıntıdan kurtarır.

UNUTKANLIKTA: Hergün 10 gr. Kuru üzüm yenmeli.

„ Şifalı Bitkiler Ansiklopedisi“ hakkında geniş bilgi almak ve sipariş vermek için www.pamukyayincilik.com web sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Kitap daki bilgileri zaman zaman sizilere akratacağım..

OSCAR DEDİKODULARI ERKEN BAŞLADI: İŞTE FAVORİLER!..

Magazin  


OSCAR DEDİKODULARI ERKEN BAŞLADI: İŞTE FAVORİLER!..


Şubat 2007’de gerçekleştirilecek ödül töreniyle sahiplerini bulacak olan Oscar ödüllerinin potansiyel yıldızlarının isimleri Hollywood camiasında kulaktan kulağa dolaşmaya başladı bile!

 

Şubat 2007’de gerçekleştirilecek ödül töreniyle sahiplerini bulacak olan Oscar ödüllerinin potansiyel yıldızlarının isimleri Hollywood camiasında kulaktan kulağa dolaşmaya başladı bile!
      Hollywood köstebekleri bu yıl ‘En İyi Erkek Oyuncu’ dalında Oscar’ı kapacak olan en güçlü adayın tam 7 kez Oscar’a aday olan fakat hiçbirinde heykelciği evine götürmeyi başaramayan ünlü aktör Peter O’Toole olduğunu söyledi.
      ‘Venüs’ adlı filmdeki performansıyla bu yıl şeytanın bacağını kırarak Oscar’ı kapacağı belirtilen O’Toole’un ardından ‘En İyi Kadın Oyuncu’ kategorisinde Oscar’ı alacak isimler arasında ‘The Queen’ adlı filmde Kraliçe 2. Elizabeth’i canlandıran Helen Mirren’ın ve ‘Volver’ adlı filmindeki performansıyla Penelope Cruz’un olduğu söyleniyor.
      ‘Unforgiven’ ve ‘Milyon Dolarlık Bebek’ (A Million Dollar Baby) filmleriyle ‘En İyi Yönetmen’ dalında iki kez Oscar’ı kucaklayan Hollywood’un 76 yaşındaki deneyimli aktör/yönetmeni Clint Eastwood’un bu yıl da aynı dalda ödüle kavuşacağı hızla yayılan dedikodulardan biri. Ünlü yönetmen zengin görsel öğelere sahip savaş filmi ‘Flags of Our Fathers’ ile Oscar’da şans arayacak ‘En İyi Film’ kategorisinde Oscar’a sahip olacak olan film en çok merak edilenler arasında yer alıyor. Hollywood köstebekleri potansiyel galipler arasında geçtiğimiz günlerde ‘En Güzel Kalçalı Ünlü’ seçilen şarkıcı Beyonce ile ünlü komedyen Eddie Murphy’nin başrolü paylaştığı ‘Dreamgirls’ adlı müzikal, Steven Soderbergh imzalı ‘The Good German’ile Hollywood’un efsanevi ismi Robert De Niro’nun kamera arkasına geçtiği, başrollerinde Angelina Jolie ile Matt Damon’ın yer aldığı ‘The Good Shepherd’ın olduğunu söyledi.

KADINLAR NE İSTER?



KADINLAR NE İSTER? İŞTE CEVAPLAR!..


FHM dergisinin son sayısında yer alan ve 12 bin kadının katılımıyla gerçekleşen anketin sonuçları erkeklerin en çok merak ettikleri soruların cevaplarını su yüzüne çıkarıyor. İşte kadınların istekleri:
08 Ekim 2006 Pazar 16:09

 

FHM dergisinin son sayısında yer alan ve 12 bin kadının katılımıyla gerçekleşen anketin sonuçları erkeklerin en çok merak ettikleri soruların cevaplarını su yüzüne çıkarıyor.
      Kadınların ne istediğini duymaya hazır mısınız?
     
Ankete katılan kadınların…
      - %99'u sakallı bir erkekle beraber olmak istemiyor.
      - % 90'ı ilk buluşmada en çok onları güldüren erkekleri çekici buluyor.
      -%85'i bir barda tanışmak için içki ısmarlayan erkekleri beğeniyor.
      -%62'si asla tek gecelik aşk yaşamayacağını söylüyor.
      -%56'sı işlevden çok boyuta önem veriyor.
      -%51'ine göre 'kirli' sakallı erkekler çekici.
      -%47'sine göre ilk kez seks yaptıkları erkeğin onları doyuma ulaştırma şansı çok yüksek.
      -%38'inin erkeklerin dudaklarına iltifat etmesi hoşuna gidiyor.
      -%26'sı erkeklerin, yanında kız arkadaşı varken onlara kur yapmasını istiyor.
      -%21'i çok tüylü erkeklerin sırt bölgelerine epilasyon yapmaları gerektiğini düşünüyor.
      - %6'sı ise erkeklerin kalçalarını çok beğendiklerini duymak istediklerini söylüyor.

Lohan Usulü Frikik

Lohan Usulü Frikik
Lindsay Lohan'dan çok çok acaip bir frikik (Zaten bu tür konularda bir o, bir Paris Hilton bir de Victoria Silvisstedt var...


Ha tabii ki bir de Jordan)... Lohan, bir cep telefonu servis sağlayıcısının toplantısında hanım hanımcık pozları ile kameraların karşısına geçtikten sonra çıkışta fena halde "slut" (Bu sözcük artık biliniyor diye kabul ediyoruz) bir durumda görüntülendi.


 



Kalçalı plana...


Okan Bayülgen tek eşliliğe inanmaz..!

Okan tek eşliliğe inanmaz
Dilek DALLIAĞ

Okan Bayülgen'le yaşadığı ilişkinin noktalanmasının ardından ünlü talk show'cuyla ilgi ilginç açıklamalar yapan Nida Ünsal, ünlü şovmenin tek bir kadınla yapamayacağını iddia etti. Genç şarkıcı, "Hiçbiri ile bağını koparmadan, herkes birbirinden haberdarken kadınlarla birlikte olmak ister. O tek eşliliğe inanmaz" dedi

Okan Bayülgen’le yaşadığı ilişkinin noktalanmasının ardından ünlü talk-show’cuyu topa tutan Nida Ünsal, Kelebek’e konuştu. Bayülgen’in tek bir kadınla yapamayacağını iddia eden şarkıcı, "Hiçbiri ile bağını koparmadan, herkes birbirinden haberdarken kadınlarla birlikte olmak ister. O tek eşliliğe inanmaz" dedi.

ncelikle, Elif Canevi iken Nida Ünsal nasıl oldunuz?

- Okul dönemlerinde çalışıyordum ve okuldan atılmamak için ismimi değiştirdim. 15 yaşındaydım sahneye çıkmaya başladım çünkü...

n Albümünüz çıkalı ne kadar oldu?

- Mayıs sonu çıktı. Şimdi ikinci klibi çekeceğiz. Ama sponsor arıyorum, çünkü param bitti. Albümü kendi çabamla çıkardığım için parayı da tükettim. Sponsor bulduğum anda ikinci klibi çekeceğim.

n Son günlerde iyi olmadığınızı söylemiştiniz. Şu an nasılsınız peki?

- İyi değilim, depresyon tedavisi görüyorum. Okan saçmalıklarının dışında hayatımda bir sürü şey var. Ama hep Okan, Okan, Okan...

n Neydi sizi depresyona sürükleyen?/_newsimages/2307653.jpg

- Anneannemin ve 13 yıllık yakın bir arkadaşımın ölümleri, işle ilgili konularda kendimi yeterince ifade edememiş olmam ve son olarak basında sürekli Okan’la ilişkime dair haberlerin yer alması...

n Tüm bunlar sizi uzman yardımı almaya gerek duyacak kadar etkiledi, öyle mi?

- Evet, çünkü ben acayip duygusalımdır. Yengeç burcuyum, kapı gıcırdasa millet oynar, ben ağlarım! İçimde fırtınalar kopuyor. İşte bu fırtınaları sürekli içimde yaşadığım ve dışa vurmadığım için de sonunda uykusuzluk çekmeye başladım, panik atak krizlerim sıklaştı. Yardım almam şart oldu. 10 gün öncesine kadar uyuyamıyordum, ellerim titriyordu. Zaten öncesinde de panik atağım vardı. Prof. Halil İdrisoğlu, Amerika’da eğitim veren muhteşem bir adam ve beni tedavi etmeye başladı. Onun verdiği ilaçla yavaş yavaş uykum düzene giriyor.

OKAN’LA SADECE TAKILIYORDUK

n Uykularınızı kaçıran o çözümsüz sorunlar nedir tam olarak?

- İstanbul’da her konuda yalnızım. Bugüne kadar her şeyi, büyük cesaret göstererek tek başıma yaptım. Albümümde söz ve müzikler de bana ait. Ama iş bununla bitmiyor ki... Kendimi ifade etme zorluğu çekiyorum. Sürekli Okan’la gündeme geldiğim için, işim gücüm yokmuş gibi davranıldığı için, kendimi iyi hissetmiyorum. Ünlü ve başarılı bir insanın isminden yararlanmaya çalışan bir kadın imajı yaratıldı. Kesinlikle bunu yıkmam gerek. Ben 15 yaşından beri müziğin içindeyim, yaşım 27... Bu kadar emeğe, yaşanmış olan her şeye yazık.

n Ama o ilişki hálá gündemde olduğu için ben de sormak durumundayım; siz "Bizim Okan’la ilişkimiz sadece gezip tozmaktan ibaretti. Evde birlikte kalıyorduk ama bu ilişki boyutuna girmedi. Okan hiçbir zaman tek bir ilişki yaşayamaz, şu anda da olduğu gibi. Bir kişi ile görünür, ama başka birliktelikleri de vardır" demediniz mi?

- Evet, dedim. Bu duruma ben de çok şaşırdım, ama aynen böyle. Keşke sadece kendisinin hayranı olarak kalsaydım. Ona saygım vardı, ne yazık ki kalmadı.

n Onunla programına katıldığınızda mı tanışmıştınız?

- Evet, 1 Nisan’da... İlişki yoktu, takılıyorduk ve bu ağustos sonuna kadar sürdü. Ben "Canım, sevgilim" durumumda değildim onunla. Zaten hayatımda bir tek o yoktu ki... Doğum günümde arkadaşlarıma benim gerçek adımı kullanarak şöyle söylemiş: "Bu Elif Canevi var ya bu Elif Canevi, hayatımda hiç bu kadar gururlu bir kadın görmedim. Beni takmıyor, umurunda değilim. Onun için neler yapmak istiyorum ama hiçbirine izin vermiyor. İlk albüm her zaman görmezden gelinir. Bu albümü unutsun. Yeni albüm, klip çekimini ben yapacağım, ben yardımcı olacağım. Onu programa davet ettiğimde seksi kadın imajıyla çağırmıştım. Ama tanıyınca onun yeteneklerini ve aklını gördüm. Sesini duyduğumda dumur oldum. Onun seksi kapak pozları vererek bir yere gelen kadınlarla aynı yerde olmasını istemiyorum, ama o bu yapacaklarıma izin vermiyor."

BAĞLAMA TAKTİĞİ İŞE YARAMADI/_newsimages/2307656.jpg

n Peki sizin için bunları yapmak isteyen biri, neden başka kadınlarla birliktelik yaşasın veya yaşamak istesin?

- Ben zaten bir tek benimle olmasını hiçbir zaman kimseden talep etmedim ki, bunu ondan talep edeyim! "Madem böyle bir birliktelik yaşayamıyorsun, çok rahat bir kızsın, özgürlüğüne düşkünsün" deyip beni böyle bağlamaya çalıştı. Ama bağlama taktiği işe yaramadı!

n Bir de kendisinin gazetecilerle hırsız-polis gibi oynamasının bir taktik olduğunu söylemişsiniz. Bunu dikkat çekmek için mi yapıyor sizce?

- Evet... Magazinci havada kalan soru işaretinin, öğrenmek istediği şeyin peşine düşer, değil mi? Ortada olan bir şeyi ise haber yapmaya çalışmaz. Merak edileni ortaya çıkarmaya çalışıyordur çünkü... Sen kaçarsan, "yok" dersen, onlar da ortaya çıkarana kadar takip eder. Eve kadar bile takip etmişlerdi bizi Sunset’ten çıktığımız gece. Dersin ki "Arkadaşlar, evet var bir şeyler" ya da "O benim sadece iş için bir araya geldiğim insan", bu kadar basit. Kendine o stresi yaşattığına değmez. O da panik atak zaten...

n İkiniz de panik ataksınız yani...

- O benden daha fena durumda ama... Bir gece The Ritz Carlton’da fenalaşmıştı. Hemen Alman Hastanesi’ne götürdük. Sabaha kadar başında bekledim. Bunu hiçbiriniz de bilmiyorsunuz. Hatta o halimden çok etkilendiğini söylemişti. Ama yok, onun etrafındaki kadınlardan beklentileri farklı... Ben onun beklentilerine karşılık vermedim.

n Nasıl farklı?

- Bu konuda daha fazla konuşmayayım, söylememem gerekiyor. O kadar da kendimi bozmamalıyım. Aslında çok kızgınım!

n Merak uyandırıyor bu sözleriniz ama...

- Yani hiçbiri ile bağını koparmadan, herkes birbirinden haberdarken kadınlarla birlikte olma isteği... O tek eşliliğe inanmaz.

n Bir şarkınızda "Bir yolunu bulsam, yatağına girsem, ayıpsa ayıp, istiyorum" diyorsunuz. Kim için yazdınız bu sözleri?

- Oooo... İzmir’de bir aşkım vardı, ona yazmıştım.

n Aşkı çok tutkulu yaşıyorsunuz sanırım...

- Evet, yoksa nasıl şarkı yapabilirim ki?

n Peki son olarak; ne istiyor, ne bekliyorsunuz hayattan?

- Çok cesur bir sevgili istiyorum; kameraları gördüğünde kaçmayacak! Olduğu yeri muhafaza etmek zorunda kalmayan, kariyerini düşünüp hesap kitap yapmayan, her yerde çılgınca beni taşıyabilecek cesur birini istiyorum. Kamera gördüğünde elimi bırakmayacak, aksine öpecek biri olsun istiyorum. "Bu benim sevgilim" diyecek birini istiyorum. Mutlu olmayı arzuluyorum.

BİZİMKİ BİR AŞK İLİŞKİSİ DEĞİLDİ

- Sizin de hayata ve ilişkilere bakışınız, eleştiri bombardımanına tuttuğunuz Okan Bayülgen’inkini andırmıyor mu?

Ben hayatımda çok büyük aşklar yaşadım, hálá da yaşıyorum. Ancak Okan da ben de farklı hayatlara sahibiz. Okan’la bizimkisi bir aşk ilişkisi değildi.

- Peki siz tek eşli misiniz?

Evet, yeter ki, karşımdaki insandan emin olayım. Önemli olan paylaşım ve dürüstlüktür. Eğer gerçekten birbirinizi seviyorsanız, oyunlara gerek duymazsınız ve aşkın hakkını verirsiniz. Ama karşımdaki insandan emin değilsem, ondan ne alıyorsam onu veririm. Daha fazlasını değil... O kafasına göre takılırsa, ben bir saniye bile düşünmem takılmak için.

OLEA ZEYTİNYAĞI' NIN SAKLANMA KOŞULLARI

OLEA ZEYTİNYAĞI' NIN SAKLANMA KOŞULLARI

Zeytinyağımızı üretip saklarken kendine has koku, tat, renk ve aromasını kaybetmemesi için biz onu 4 maddeden koruyoruz.

Sizler de evinizde ve tüketirken lütfen şunlara
dikkat ediniz.

  • OLEA Zeytinyağları doğrudan güneş ışığı görmeyen serin yerlerde saklanmalıdır. Saklama için en uygun sıcaklık derecesi 14- 15 santigrattır.Parlak ve direk güneş ışığı yağınızın tadının acılaşmasına neden olur.

  • OLEA Zeytinyağınızı orijinal ambalajında veya renkli cam şişelerde, renkli camlı damacanalarda veya içi laklı teneke kutularda dolu olarak saklayabilirsiniz.

  • OLEA Zeytinyağları için, plastik bidonlar, kalaysız teneke veya saç kaplar uygun değildir. Zeytinyağı her türlü kokuyu çeker, içine alır. Bu nedenle yabancı koku olmayan yerlerde ağzı kapalı olarak muhafaza edilmelidir. Ağzını açık olarak uzunca bir süre hava ile temas ettirmeyiniz.Ağzı uzun süre açık kalan tüm naturel zeytinyağlar bozulmaya başlar; asitliği de yükselir.

  • Usulüne uygun olarak saklanan Naturel OLEA Zeytinyağlarımız özelliklerini kaybetmeden 2 yıl güvenle tüketilebilmektedir.

« Önceki ::
Site Ara SAdece Kaliteli Siteler , Siteni Ekle Hitin Artsın En İyi Siteler , Site Ekle , Pagerank Attır , Siteni Tanıt

levent_geckalanlar@mynet.com____________levent_geckalanlar@yahoo.com___________tosend_levent@hotmail.com



LEVENT GECKALANLAR Levent.Azbuz.com Renk Değiştiren Link




Levent.azbuz.coma hoşgeldiniz... Levent.Geckalanlar.icin.tıklayın... www.horozz.net tasarımıdır. aşktesti

Bu testin amacı aşk hakkında ne düşündüğünüzü öğrenmek. Kendinize en yakın şıkkı işaretleyin sonra bunun ne anlama geldiğini öğrenin.

1. Dünyanın sonu geliyor. Sadece bir hayvan neslini kurtarma şansınız olsaydı hangisini seçerdiniz?
A. Tavşan
B. Koyun
C. Geyik
D. At

2. Afrika'ya gittiniz. Ziyaret ettiğiniz kabile, hatıra olarak yanınızda bir hayvan götürmeniz konusunda çok ısrarlı. Hangi hayvanı götürürdünüz?
A. Maymun
B. Aslan
C. Yılan
D. Zürafa

3. Çok kötü bir sey yaptınız. Tanrı sizi cezalandırdı, siz artık insan değil bir hayvansınız. Hangisi?
A. Köpek
B. Kedi
C. At
D. Yılan

4. Eğer bir türü sonsuza dek yok etme şansınız olsaydı bu hangisi olurdu?
A. Aslan
B. Yılan
C. Timsah
D. Köpekbalığı

5. Şakır şakır Türkçe konuşan bir hayvana rastladınız. Hangisi olması hoşunuza giderdi?
A. Koyun
B. At
C. Tavsan
D. Kus

6. Issız bir adada, size arkadaşlık edecek sadece bir hayvan var. Hangisini isterdiniz?
A. Insan
B. Domuz
C. İnek
D. Kuş

7. Tüm hayvanları evcileştirmek gibi bir süper yeteneğiniz olsaydı hangisini ev hayvanı olarak alırdınız?
A. Dinozor
B. Beyaz kaplan
C. Kutup ayısı
D. Leopar

8. 5 dakikalığına bir hayvan olmanız gerekse hangisi olurdunuz?
A. Aslan
B. Kedi
C. At
D. Güvercin

Sıra geldi yukarıdaki soruların gerçek anlamlarını ve
verdiğiniz cevapların aşka bakışınızı nasıl ele verdiğini öğrenmeye
.


www.horozz.net Tasarımıdır. // By HoRoZz







Toplist - www.ortakgelir.com adresine girin, SITENIZE REKLAM ALIN. Kodcini.Com Dile ßenden Ne Dilersen! HitupMyspace.com
HitupMyspace.com